Avrupa’nın önde gelen finansal teknoloji firmalarından biri olan Revolut, 115 milyar dolarlık bir değere ulaşmasının ardından İngiltere’de yeni bir düzenleyici inceleme süreci ile karşılaştı. İngiltere Merkez Bankası’nın bünyesinde bulunan bankacılık denetim otoritesi, şirketin yeni finansal ürünlerini piyasaya sürmeden önce uyguladığı onay ve risk kontrol süreçlerinin bağımsız uzmanlar tarafından gözden geçirilmesini talep etti. 27 Ekim’de ortaya çıkan bu inceleme, dünya genelinde 80 milyondan fazla müşteriye sahip olan firmanın hızlı büyümesinin mevcut denetim altyapısı tarafından ne ölçüde desteklendiğine dair bir değerlendirme yapmayı amaçlıyor.
İngiltere’deki İhtiyati Düzenleme Otoritesi’nin isteği, bu yılın başlarında Finansal Hizmetler ve Piyasalar Yasası’nın 166. maddesi çerçevesinde iletildi. Bu düzenleme, denetleyici kurumun belirli finans faaliyetlerini dış uzmanlara inceletmesine imkan tanıyor. İnceleme kararının detayları ise 27 Ekim tarihinde kamuoyuna duyuruldu. Dolayısıyla bu durum, bugüne alınmış yeni bir yaptırım kararı değil; daha önce başlatılan bir düzenleyici incelemenin sonuçlarının belirtilmesi niteliğindedir.
Yeni ürünler için onay süreçleri incelenecek
Bağımsız incelemenin odağında Revolut’un yeni bankacılık ve yatırım ürünlerini piyasaya sürmeden önce izlediği metodolojiler yer alıyor. Uzmanlar, şirketin risk değerlendirme stratejilerini, iç kontrol mekanizmalarını ve karar alma süreçlerinin yeterliliğini analiz edecek. Gerekli görülmesi halinde bu alanlarda yapılabilecek iyileştirmelere dair öneriler sunulacak.
Bankaların yeni ürün geliştirme aşamasında yalnızca ticari kazançları değil, aynı zamanda müşteri güvenliği, operasyonel riskler ve sermaye yeterliliğini de dikkate alması gerekiyor. Özellikle farklı ülkelerde faaliyet gösteren dijital finans kuruluşları için ürünlerin yerel yasalara uygunluğu büyük önem taşıyor. Revolut’un hızlı uluslararası genişlemesi, denetleyicilerin bu süreçleri daha yakından takip etmesine neden oluyor.
80 milyon müşteri, 40 ülkede hizmet veriyor

2015 yılında kurulan Revolut, geleneksel şube ağına dayanmayan bir bankacılık modeliyle hızla büyüdü. Şirketin sunduğu hizmetlerden yararlanan müşteri sayısı 80 milyonu geçerken, faaliyet gösterdiği ülke sayısı da yaklaşık 40’a ulaştı. Revolut’un uzun vadede varlığını 70 ülkeye yaymayı hedeflediği belirtiliyor.
Şirketin yatırımcı işlemlerinde ulaştığı 115 milyar dolarlık değerleme, büyüme beklentilerinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Ancak bu değerlemedeki artış, düzenleyici denetimlerden muafiyet sağlamıyor. Yeni ülkelerde bankacılık lisansı almak ve daha fazla finansal ürün sunmak, şirketin risk yönetimi ile uyum sistemlerine dair yükümlülüklerini de artırıyor.
İngiltere’de kredi vermeye başladı
Revolut, Mart 2026’da İngiltere’de tam bankacılık lisansı alarak faaliyetlerini genişletme yönünde önemli bir adım attı. Böylece ülkede mevduat kabul etme ve kredi ürünleri geliştirme fırsatına sahip oldu. Şirketin yeni aşamadaki hedeflerinden biri ise ödeme ve para transferi hizmetlerinin yanı sıra geleneksel bankaların sunduğu ürünlerle rekabet etmektir.
Revolut, İngiltere’de teminatsız bireysel kredi sunma uygulamasını başlatmaya hazırlanıyor; bu kredilerin tutarı ise 2 bin ile 25 bin sterlin arasında değişecektir. Krediler bir ila beş yıl vade ile verilecek ve faiz oranları başvuru sahiplerinin kredi geçmişine göre belirlenecektir. Hizmet başlangıçta sınırlı sayıda müşteriye sunulacak ve ardından daha geniş bir kullanıcı kitlesine açılması planlanmaktadır.
Kredi faaliyetleri dijital ödeme hizmetlerine göre farklı risk unsurları barındırmaktadır. Müşterilerin geri ödeme yeteneklerinin değerlendirilmesi, kredi zararlarının yönetimi ve tüketicinin korunması gibi yükümlülükler bankacılık denetiminde daha fazla önem arz etmektedir. Bu nedenle yeni ürün onay süreçlerine yönelik inceleme, Revolut’un büyüme stratejisinin kritik bir aşamasında gündeme gelmiştir.
Avrupa Merkez Bankası daha önce müdahale etmişti

Revolut’un ürün onay süreçleri daha önce Avrupa’daki düzenleyici otoritelerin gündemine gelmişti. Avrupa Merkez Bankası, 2025 yılında şirketin Avrupa’daki bankacılık faaliyetlerinde yeni ürünlerin onaylanmasındaki eksiklikler nedeniyle bazı kısıtlamalar getirmiştir. Denetleyici kurum ayrıca karar alma süreçlerinin güçlendirilmesini ve yeni finansal ürünlerin değerlendirilmesinde etkili iç denetim mekanizmalarının kurulmasını istemiştir.
Avrupa’daki incelemelerde risk yönetimi, mevzuata uyum sağlama durumu ve hukuk departmanlarının yeterliliği de değerlendirildi. Yeni ürünlerin şirketin sermaye ve likidite durumuna etkisinin yönetim tarafından dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. İngiltere’deki son inceleme ayrı bir düzenleyici süreç olsa da benzer risk yönetimi konularını ele almaktadır.
İnceleme doğrudan ceza anlamına gelmiyor
İngiltere’deki bağımsız inceleme talebi Revolut’a para cezası verilmesi veya bankacılık lisansının iptal edilmesi anlamına gelmiyor. Denetim sürecinde dış uzmanların hazırlayacağı raporlar mevcut kontrol sistemlerinin yeterli olup olmadığını anlamada kullanılacaktır. Kurallara aykırılıklar tespit edilirse düzenleyici otoritenin ayrıca işlem yapma yetkisi bulunmaktadır.
Revolut ve İngiltere Merkez Bankası, 27 Ekim’de yayımlanan inceleme haberine ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı. İncelemenin tamamlanacağı tarihe veya olası sonuçlarına dair kesinleşmiş bir takvim de açıklanmadı. Bu nedenle şirketin faaliyetlerine yönelik herhangi bir kısıtlama getirildiğine dair henüz yeterli bilgi bulunmamaktadır.
Dijital bankacılıkta büyüme ve güvenlik dengesi

Revolut’a yönelik yapılan denetimler finansal teknoloji firmalarının geleneksel bankalarla rekabet ederken karşılaştıkları düzenleyici sorumlulukları yeniden ön plana çıkardı. Şirketler teknolojik altyapıları sayesinde yeni hizmetleri kısa süre içinde milyonlarca kullanıcıya ulaştırabiliyorlar; ancak aynı zamanda hızlı piyasaya sunum süreci müşteri güvenliği ile risk kontrollerinin eş zamanlı olarak geliştirilmesini zorunlu kılıyor.
Türkiye açısından gelişmeler dijital bankacılığın büyümesi ile denetimler arasındaki ilişkinin uluslararası düzeydeki örneklerinden biri olarak değerlendirilebilirken; ancak İngiltere’deki incelemeler Türkiye’deki bankalara yönelik alınmış yeni karar niteliğinde değildir. Türkiye’deki kullanıcılar için doğrudan herhangi bir hizmet değişikliği veya ek yükümlülük olduğu bilgisi ise doğrulanmamıştır.